ziyaretci sayacı


Aktif :
Bugün :
Toplam :
Ölüm Şeklinin Ne Önemi Var?

Ölüm Şeklinin Ne Önemi Var?

Bismillahirrahmânirrahim…

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Kıymetli kardeşlerim,

Bu haftaki sohbetimizde Asrı Saadet’ten bir hatırayı sizler ile paylaşacağım.

Hicretin dördüncü yılıydı. Peygamber efendimiz tarafından on sahabeye bir görev verildi. Medine’den uzaktaki bazı kabilelere İslamiyeti öğretmekti. Kafile hazırlanıp yola çıktı. Aralarında Zeyd ibni Desine ve Hubeyb ibni Adî de vardı.

Reci suyu denilen yerde, İslamiyetin yayılmasını istemeyen yüz kişilik bir kâfir gurubu onlara pusu kurdu.

 Hepside çok iyi okçuydu. Şiddetli bir çatışma oldu. Sonunda Zeyd ile Hubeyb esir düştü. Diğerleri ise şehit oldular. Yanlarına Zeyd ve Hubeyb’i esir alarak Mekke’ye götürdüler. Onları Bedir savaşında ölen yakınlarının intikamını almak isteyenlere sattılar.

Kâfirler Zeyd ile Hubeyb’in ellerini ve ayaklarını zincire vurup ayrı ayrı yerlere hapis ettiler. Bir gün Hubeyb’in elinde bir üzüm salkımı gördüler. Mevsim üzüm mevsimi değildi. Ona üzümü kim vermişti? Şaşıp kaldılar. Yinede onları idam etmeye karar verdiler. Ten'im denilen yerde Mekke halkını topladılar.

Zeyd ile Hubeyb’e: “Gelin dediler”. Dininizden dönün sizi serbest bırakalım. Ama onlar bu teklifi kabul etmediler. İki şehit adayı idam edilmeden önce ikişer rekât namaz kıldılar. Müşriklerin lideri Ebu Sufyan o günlerde daha Müslüman olmamıştı. Darağacının altındaki Zeyd’e yaklaştı.

Allah aşkına söyle Zeyd dedi, şimdi sen çoluk çocuğunun yanında olsaydın senin yerinde Muhammed olsaydı seni idam edeceğimize onu öldürseydik ne iyi olurdu değil mi?

 

Zeyd ibni Desine ra iman zevkinden yoksun bu adama hayretle ve acıyarak baktı ve sen ne diyorsun dedi. Muhammed as burada olması şöyle dursun. Onun şu anda bulunduğu yerde ayağına diken batmasına bile gönlüm razı olmaz.

 Ebu Sufyan bu cevap karşısında hayretten dona kaldı. Ben dünyada Muhammed’in arkadaşlarının onu sevdiği kadar birbirini seven kimse görmedim dedi. Sonra kalkıp Hubeyb’in yanına gitti. Aynı şeyleri ona da söyledi. Ondanda aynı cevabı aldı. Hubeyb’i çarmağa gerer gibi kuru bir ağaca bağlamışlardı. Ondan intikam almak isteyenler mızraklarını sıkı, sıkı kavrarken Hubeyb’in ağzından şu sözler döküldü.

“Müslüman olarak öldükten sonra ölüm şeklinin ne önemi var...”

Sevgili kardeşlerim,

Bizler İslamiyeti kolayca bulmuşuz. Efendimiz (sav) ve Ashabı gibi iman mücadelesi vermemişiz.

Onlar canlarıyla ve mallarıyla güzel dinimiz İslam’ın çağlar ötesine ulaşmasına bayraktarlık yapmışlardır.

Şimdi bizler Efendimiz (sav)’in yolundan giden hazreti Pîr’in evladı olan ehli irfan yukarıdaki anlattığım önemli hatıradan acaba ne ibret aldık. Acaba hayatımızda ne gibi değişiklikler yapacak. Bugüne deyin acaba dini mübin için kim bize bir tokat vurdu. Kim bize bir şey söyledi. Acaba bugün Zeyd ra ve Hubeyb ra’ların başına gelenler bizim başımıza gelse bizde, canımız yoluna feda olsun ya Rasulullah diyebilecek miyiz? Bunu kendimize bir soralım.

Ehli irfan’ın Abdulkadir Geylani hz’lerinin evladı olan sizlerin bu yola hizmet ederken ufak tefek sıkıntılar, elem ve kederler elbette ki olacaktır ve olmalıdır da. Zira her davanın bir bedeli vardır. Her sevginin bir bedeli vardır.

Bir gün gelir hizmet etmemize nefsimiz karşı çıkar. Benden başka adam mı yok der. Hep ben mi hizmet edeceğim der. Gün gelir hanımlarınız karşı çıkar. Senden başka adam mı yok der. Bana niçin vakit ayırmıyorsun der. Hizmette geçirdiğin bir saat onlara bin saat gibi gözükür. Ve gözlerine batar. Çoluk çocuğuna vakit ayırmıyorsun, bana zaman ayırmıyorsun der. İslamiyetin neresinde böyle hizmet var derler ve fetva ehli kesilirler.

 Bilmezler ki bu dava hz. Hatice’nin, hz. Fatıma’nın ve hz. Ayşe’nin mallarıyla canlarıyla mücadele ederek verdikleri bir davadır. Onlarında evleri vardı, onlarında eşleriyle çoluk ve çocuklarıyla vakit geçirmeye ihtiyaçları vardı. Onlar hiç demediler ki ey Allah’ın Resulü hep vaktini sahabelerinle geçiriyorsun bize vakit ayırmıyorsun. Savaşlara gidip 6 ay da dönüyorsun demediler. Diğer sahabe efendilerimizin hanımları da eşlerine hiç zulüm etmediler. Bilakis Tevhid davasına eşleriyle beraber omuz verdiler.

Hatta sahabe efendilerimizin hanımlarından birisi iki oğlu ve eşi Uhud savaşındaydılar. “Dediler ona büyük oğlun şehit oldu. O dedi ki elhamdülillah. Siz bana Rasulullah’tan haber verin. O’na bir şey olmadı değil mi? Sonra dediler diğer evladında şehit oldu. Elhamdülillah dedi. Siz bana Rasulullah’tan haber verin. Ona bir şey olmadı değil mi? Sonra dediler eşinde şehit oldu. Dedi ki elhamdülillah. Siz bana Rasulullah’tan haber verin. Ta ki Allah Resulü (sav)  görünce rahatladı, elhamdülillah dedi. Anam babam canım sana feda olsun ya Rasulullah. Bütün ailem feda olsun senin yoluna dedi.” İşte o Sahabe hanımları böyleydi.

Gün gelir akrabalarınız karşı çıkar. Sizi kullanıyorlar sizin sırtınızdan zengin olmak istiyorlar derler. Gün gelir komşularınız, eş ve dostunuz bırak bu işleri dünya malı kazanmaya bak derler. Zengin olmanın yollarını ara, Sana mı kaldı hizmet etmek derler.

Biter mi imtihan? Elbette ki bitmez. Şeytanın vesvesesiyle nefsinizin kötü göstermesiyle ufak tefek problemleri gözünüzde dağ gibi büyüterek kardeşliğinize kast edersiniz. Peki, bize tarif edilen kardeşlik bumu? Efendimiz (sav) ve ashabının kardeşliği bumu? Elbette ki hayır.

Onların kardeşliği karşısında müşrikler bile imrenmiş şaşkına dönmüşlerdir. Onlar öyle kardeş olmuşlar ki, “onlar kardeşlerini kendilerine tercih ederler” hitabına muhatap olmuşlar.

Biz hep dua ediyoruz, yüce Rabbimiz ehli irfana sahabe’nin kardeşliğini nasip eylesin. Yolumuzun birinci basamağı fena fil ihvan makamıdır. Yani ehli irfan’ın birbirlerini sevmede öyle bir makama gelmeleri lazım ki birbirlerini görmedikleri zaman hasta olmalılar.

Yani kardeşlerinde kaybolmalılar. Kardeşlik öyle bir şeydir ki birbirlerini gördükleri zaman bütün dertlerini bütün sıkıntılarını elem ve kederlerini unuturlar. Yalnızca yüce Allah (cc)’nun emir ve yasaklarına yoğunlaşırlar. Birbirine her daim pozitif enerji yayarlar.

Hani diyorlar ya, biz birbirimizi görünce bütün sıkıntılarımızı unutuyoruz. Allah’a olan sevgimiz, Rasulullah’a olan aşkımız, evliyaullah’a olan muhabbetimiz artıyor. İmanımız ziyadeleşiyor.

İşte sahabe gibi birbirini sevenlerin kalb âlemindeki sevgi ve muhabbet inkişafı bu şekilde oluyor. Allah, sevgimizi muhabbetimizi Allah’a olan aşkımızı, Efendimiz (sav)’e olan sevdamızı, evliyaullah’a olan muhabbetimizi ziyadeleştirsin, arttırsın.

Onun içindir ki Rabbimiz bizleri kendi hizmetinde kullansın. Razı olacağı amelleri bizlere işletsin. Sahabe efendilerimiz gibi hizmet ederken bu yolda, bu davada canımızı alsın. Hizmet ederken ölelim de nasıl ve ne şekilde öldüğümüzün ne değeri var ki? Hizmet yolunda ölümde hoş ömür de hoş.

 

Selam ve dua ile…

Hizmetkâr – 18.01.2013

Seyyid Muhammed Karamani ks Kimdir?
Hava Durumu
Ziyaretçilerimizden Gelen Mesajlar
tarih
Hakkımızda

Hakkımızda
Misyon
Vizyon
İletişim

Telefon : 0544 603 34 08

Adres : Kirişci Mah. İbrahim Baran Cd. Erdural İş Merkezi Kat:3 No:10 Merkez KARAMAN
© Copyright 2012 Her Hakkı Saklıdır
Proteks Bilisim Teknolojileri
Aktif :
Bugün :
Toplam :