ziyaretci sayacı


Aktif :
Bugün :
Toplam :
Beşinci Mektup

Abdulkadir Geylani (K.S.) Hazretlerinden Mektuplar - Beşinci Mektup

Ey Aziz! 

Allahü Teâlâ’nın aziz ettiği ve ilahi nimetlerle taltif ettiği kimse, bil ki;

       “Allah dilediğini nuruna kavuşturur.” 

(Nur, 35) ayet meali anlatır ki, bu bir feyz ve nur kaynağıdır.  O feyz ve nur bulutlarından şimşekler çakar. O zaman neler olacağını tahmin et.

   “Rahmeti ile dilediğine imtiyaz verir.”

Bu yüce kelamdan anlaşılan, Allah’ın yardımı sayesinde vasıl olma rüzgarı devamlı başında döner.

O zaman kalp sahasında yakinlik kokuları kokar. Ve o kokular Cennet bahçelerinde boy atar, filizlenir.

“Ey Yusuf üstünde titreyen tasam.” (Yusuf, 84)

Mealindeki nağmeler şevk bülbülleri ile öter. Sırlar âleminde arzu şuaları parlar.

Artık uzaklık kuşları büyüklük sahasında yükselir.

Son haddiyle uçarlar.

İşte bu marifet halidir. Bu âlem marifet âlemidir. Bu âlemde sonsuz vadiler vardır.

Orası yüksek akılları bile şaşırtır. Orada nice korkulu heler vardır. Bir de bakarsın, bir heybet eli üstüne indi inecek. O anda bütün anlayış temellerin sarsılır.

Sonra bir başka âlem başlar. Perdelerin arkasından sesler yükselir. Çok ihtişamlı sesler Ona kulaklar dayanmaz. Derin manasına yürekler dayanmaz.

“Allah’ı hakkıyla takdir edemediler.”  (Enam, 91)

Bu manaya hangi kulak dayanır? Bu mana ya seni muhatap alsaydı? İşte o zaman can verirdin. Bu mana denizi çok geniştir. Orada ululuk gemileri yüzer. Geminin içinde hak yolcuları vardır. Bu denizde ne dalganın ne de tehlikelerin önemi yoktur. O gemiler asla küçük değildir.

“Gemi, onları dağlar gibi dalgalar arasında yüzüp götürüyordu.”  (Hud, 42)

İşte bu kelimeler çok büyük anlalar taşır. Bu bir rüzgârdır ki geminin yelkenlerini şişirir.

Düşün ve idrak et, tekrar düşün.

“Allah, bir kavim getirir ki, onları sever, onlar da Allah’ı sevenler.”    (Maide, 54)

Bu ince manaya düşün. Orası uçsuz bucaksız bir denizdir. Bu deniz aşk denizidir. Orası sevginin, muhabbetin denizidir.

Sevgi ehli, bu denizlere açılır. Yelkenlisini açar. Ötelere gider. Geminin sağa sola yalpalaması onları korkutmaz. Tehlikeli dalgalar onları yoldan alıkoymaz.

Dağlar gibi dalgalar vardır. Onları alaşağı etmek ister Allahü Teâlâ’nın yardımıyla korunurlar. O yolun yolcuları bunları bilir. Yine de yalvarırlar.

“Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, indirenlerin en hayırlısı.”   (Müminun, 29)

Bu bereketli yer neresidir? Allahü Teâlâ’ya ulaşma ve yakınlıktır. Bu arada önemli olan kabiliyettir. Bu arada yalvarma, yakarma vardır.

“Tarafımızdan haklarında ihsan edilmiş olanlar, Cehennem’den uzaklaştırılırlar.”  (Enbiya, 101)

Bu kelimelerden başka elde olan bir şey yoktur. O yolda kaybolan canlar vardır. Onları kim arar? Kesilen başları kim sorar? Sadece kurtulması takdir edilenler kurtulur. Ezelden gelen kabiliyet öyledir.

Denizler kabarır. Dalgalar aşk yolcularını içine alır.

Allahü Teâlâ onların kurtulmasını irade etmişse,   “gemide Cudi (dağ) üzerinde karaya oturdu.” (Hud,44) ayetinde olduğu gibi selametle karaya ulaştırır.

Artık Rahman’ın cezbesi ona vurur. Çekilerek  “Sıddık mükâfatı olan yere.” (Kamer, 55)

Getirilmişlerdir.

Bu manevi makam, lütuf ve ihsanlar makamıdır. Birçok makam vardır. Her makam arası duraklar vardır. Her makamın durağı kişiye göre değişir. Tek makam gibi görünür ama aşılması çok zor birçok yerler vardır.

Hepsinin uğrayacağı bir yer vardır. Orası;

“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?”   (Araf, 172)

Mealdeki ayetin işaret ettiği duraktır. Kelimelerde derin manalar gizlidir. Bu durağı aşan vuslat makamına ulaşır. Buraya ancak kabiliyetliler gelir. Bunlar sevinç ve neşe içinde olurlar.

Onlara ilahi nimetler verilir. O nimetlerden bol bol alırlar.

“İyilik edenlere daha güzel iyilik ve ziyadesi vardır.”  (Yunus, 26)

Buradaki güzel iyilik, nimetler; ziyadesi ise Hak Teâlâ’ya ulaşma, vasıl olmadır.

Bu vuslata ulaşmak isteyen herkes, yukarıda anlatılan denizi aşmalıdır.

Bu yolda kişiye gereken tek şey, aşktır. Bunu elde eden korkmasın. Her denizi aşar. Denizler küçülür, dağlar, ovalar bir adım olur.

Yolcuyu yürüten tek şey aşktır. Aşk bu yolun yolcularına bir ateştir. Yanar, su ister. Ondan su esirgenmez. Hakkın aşığı kalbinin yanması ile hasta gönlünce ancak vuslatla şifa bulur. Aşk şarabı o ateşi söndürür.

Aşk şarabının kadehi yakınlıktır. Camı vuslattır. Vuslat camıyla yapılmış yakınlık kadehiyle aşk şarabı içmek.

Orada huriler gibi sakiler ortada dolanır. Aşk ateşiyle yanan gönüllere bir şeyler akıtırlar. Onlar verene bakmadan içerler ama kanmazlar.

“Çünkü rableri onlara en ala ve temiz şaraptan ikram eder.” (İnsan,21)  buyruldu. O ne aşk şarabıdır. İçenler vasıl olurlar. Sakisi Allah’tır o, şanı yüce olandır.

Onlar ereceklerine erişmişlerdir. Aradıklarını bulmuşlardır. Bu yolda başka ne isterler ki.?

Onu bulamayanlar durmasınlar. Bulanlar mahrum olmazlar. Son durak orasıdır. Oraya ulaşan, sonsuz mülke kavuşur.

“Orada nereye baksan, büyük bir nimet ve muhteşem bir mülk görürsün.”  (İnsan, 20)

Varlığı yitirmek ne güzeldir. Çünkü karşılığı Allahü Teâlâ’ya vasıl olmaktır.

Mevla Teâlâ, bütün varlıktan soyunmayı nasip eylesin. Âmin.

 

MEKTUBAT-I GEYLANİ   /  5 MEKTUP / SEYYİD ABDULKADİR GEYLANİ K.S. - Hazırlayan: İrfan Meclisi

Seyyid Muhammed Karamani ks Kimdir?
Hava Durumu
Ziyaretçilerimizden Gelen Mesajlar
tarih
Hakkımızda

Hakkımızda
Misyon
Vizyon
İletişim

Telefon : 0544 603 34 08

Adres : Kirişci Mah. İbrahim Baran Cd. Erdural İş Merkezi Kat:3 No:10 Merkez KARAMAN
© Copyright 2012 Her Hakkı Saklıdır
Proteks Bilisim Teknolojileri
Aktif :
Bugün :
Toplam :