ziyaretci sayacı


Aktif :
Bugün :
Toplam :
Anasayfa
Şâh-î İrfan Seyyid Muhammed Karamânî (k.s.)
19.05.2026

Bazı gönüller vardır ki, onların varlığı yalnızca yaşadıkları zamana değil, zamanın ruhuna da dokunur. Onlar, sözleriyle bir meclisi süslemekten öte, kalplerin karanlık köşelerine nur taşıyan, unutulmuş hakikatleri yeniden hatırlatan ve insanı kendi özüne doğru çağıran rahmet vesileleridir. Şâh-ı İrfân Seyyid Muhammed Karamânî Hazretleri de, böyle bir irfan ikliminin müstesna temsilcilerindendir.
 
Onun tasavvuf anlayışında yol, yalnızca zikir halkalarında kalan bir vecd hâli değildir; hayatın bütün damarlarına yayılan bir kulluk şuurudur. Çarşıda doğruluk, evde merhamet, dostlukta vefa, hizmette ihlas, ilimde edep, ibadette huzur ve insanla muamelede rikkat… Bütün bunlar onun irfan nazarında aynı hakikatin farklı tecellileridir. Çünkü tasavvuf, kalbi dünyadan koparmak değil; dünyayı kalbin tahtından indirmektir.
 
Seyyid Muhammed Karamânî Hazretleri’nin irşadında en belirgin çizgi, ilim ile hâli, şeriat ile hakikati, zikir ile hizmeti birbirinden ayırmayan bütüncül bir anlayıştır. O, insanı sadece bilmeye değil, bildiğiyle olmaya davet eder. Zira ilim, kalbe inmedikçe ağırlık; kalpte edeple yoğruldukça hikmet olur. Bu sebeple onun sohbetleri, yalnızca bilgi aktaran konuşmalar değil; insanın iç dünyasında yankı uyandıran, nefsi hesaba çeken, gönlü incelten ve istikameti tazeleyen manevî nefeslerdir.
 
Onun yolunda edep, sadece güzel davranışların adı değil; kulun Allah karşısındaki haddini bilmesidir. Edep, müridin dilinde sükût, kalbinde teslimiyet, hizmetinde samimiyet, kardeşliğinde merhamet olarak görünür. Bu yüzden onun irfan meclisinde insan, önce konuşmayı değil, dinlemeyi; önce görünmeyi değil, hizmet etmeyi; önce iddia etmeyi değil, kendini terbiye etmeyi öğrenir.
İbadetine Güvenen Âbid
12.03.2026

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamd, bizleri yoktan var eden, iman nimetiyle şereflendiren, gönülleri zikriyle dirilten ve rahmetiyle kuşatan Allah Teâlâ’ya mahsustur. Salât ve selâm, âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hazret-i Muhammed Mustafa’ya (sallallahu aleyhi ve sellem), onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden gidenlerin üzerine olsun.

Aziz kardeşlerim, kıymetli ihvan,

Hak yolunda yürüyen dervişin en büyük imtihanlarından biri, yaptığı amele güvenme hâlidir. İnsan bazen ibadet eder, namaz kılar, oruç tutar, hizmet eder; fakat kalbinin derinliklerinde fark edilmesi zor bir duygu belirir: “Ben ibadet eden biriyim.” İşte tasavvuf büyükleri bu hâli çok tehlikeli görmüşler ve buna ucb, yani kişinin amelini büyük görmesi demişlerdir. Çünkü hakikat yolunda yürüyenler bilir ki kulun yaptığı ibadet, Allah’ın verdiği nimetlerin yanında bir damla gibidir.

Hatta insanın ibadet edebilmesi bile başlı başına bir nimettir. Hak dostlarının kitaplarında anlatılan ibretli bir kıssa vardır. 

Ramazan, Sahabe ve Biz
05.03.2026

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Elhamdülillahi Rabbil âlemin.
Hamd; bizleri iman nimetiyle şereflendiren, Kur’ân ile hidayete erdiren, Ramazan gibi mübarek bir aya ulaştıran Yüce Rabbimize mahsustur.
Salât ve selâm; âlemlere rahmet olarak gönderilen, bizlere imanı, kulluğu ve güzel ahlâkı öğreten Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.), onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun izinden yürüyen tüm müminlerin üzerine olsun.
 
Aziz kardeşlerim,
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar:
“Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”
(Beyhakî, el-Medhal, s.164; Kenzü’l-Ummâl, h. no:1002)
Kur’ân’ın doğrudan muhatapları olan o ayrıcalıklı nesil, vahyin hayatları dirilten mesajlarını ilk kez duyan ve bu mesajları hayatlarında ilk kez uygulayan kimselerdi. Onların Kur’ân ile çok canlı bir ilişkileri vardı. Her gün, “Bugün Allah bize ne söyleyecek?” heyecanı ile yaşıyorlardı.
Bir Avuç Toprak ve Gözyaşı
01.03.2026

Bayezid-i Bistami gençlik yıllarında, nefsini terbiye etmek için ıssız yerlerde, dergahlarda ve sahra köşelerinde gözyaşı dökerek ibadet ederdi. Bir gün, tıpkı senin diz çökmüş, başını semaya kaldırmış ve hıçkırıklarla ağlayarak münacat ediyordu. O kadar içten ağlıyordu ki, etrafındaki kuşlar bile kanat çırpmayı bırakıp onun feryadına eşlik eder gibi yere inmişlerdi.

​O sırada kalbine gaybdan bir nida geldi:

​"Ey Bayezid! Ambarlar dolusu ibadetin olsa, gökleri dolduracak kadar tesbihin olsa, bunlar bizim katımızda bir şey ifade etmez. Biz bunlara muhtaç değiliz."

 
İSLAM HUKUKUNDA ALIŞVERİŞ AKDİ
28.02.2026

Özet

İslam hukukunda alışveriş (bey‘), muamelât alanının en temel sözleşme türlerinden biri olup ekonomik hayatın düzenlenmesinde merkezi bir konuma sahiptir. Kur’an ve Sünnet tarafından meşru kabul edilen alışveriş, tarafların karşılıklı rızasına dayalı bir mülkiyet devri olarak tanımlanmıştır. Klasik fıkıh literatüründe bey‘ akdi; rükünleri, şartları ve geçerlilik unsurları bakımından ayrıntılı şekilde sistemleştirilmiştir. Özellikle ribâ, garar ve hile yasağı gibi düzenlemeler, ekonomik ilişkilerde adalet ve güvenliği sağlamayı hedeflemektedir. Bu çalışmada İslam hukukunda alışveriş akdinin kavramsal çerçevesi, mezhepler arası yaklaşım farklılıkları ve sosyo-ekonomik amaçları ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Bey‘, Muamelât, Ribâ, Garar, İslam Ekonomisi


<<    1   2   3   4   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68    >>
Seyyid Muhammed Karamani ks Kimdir?
Hava Durumu
Ziyaretçilerimizden Gelen Mesajlar
Kayıtlı Video Bulunmamaktadır.
tarih
Hakkımızda

Hakkımızda
Misyon
Vizyon
İletişim

Telefon : 05446885258

Adres : İmaret Mah. 154. Sokak 7/1 Merkez KARAMAN
© Copyright 2012 Her Hakkı Saklıdır
Proteks Bilisim Teknolojileri
Aktif :
Bugün :
Toplam :