Allah’ın (cc) selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun.
Pek aziz ve muhterem kardeşlerim; aşkın sultanı Pîr Mevlana (ks) Hazretlerini 750. Şeb-i Arûs yıl dönümünde rahmetle yâd ediyorum. Rabbim Hazreti Mevlana (ks) gibi aşkı yakalayan ve Rabbine âşık olanlardan eylesin, Âmin. Öyle bir aşk ki, ölümü Şeb-i Arûs olan, yani düğün gecesine, sevgiliye kavuşmaya çeviren bir aşk. Allah (cc) cümlemize nasib etsin.
Hazreti Mevlana (ks) Hazretleri buyuruyorlar ki;
“Acele şeytanın hilesi, tedbir ise Allahın lütfudur.”
“Acı söz tatlı dille söylenince hoş gelir.”

Şeyh Seyyid Abdulkadir Geylâni Hazretleri Hicri 545 senesinde, Şevval ayının on beşi, Cuma günü medresede bu sohbeti yapmıştır:
Allah (cc) dostlarının kalpleri saf ve tertemiz olup, halkı unutmuşlardır. Onlar dünyayı unutur, ahireti hatırlarlar. Sizin yanınızdakileri unutur, Allah (cc)'ın yanındakileri hatırlarlar. Sizler onlara ve onların içinde bulundukları durumlara karşı, perdelenmiş durumdasınız. Sizler ahireti unutarak, dünya ile meşgul olan, Allah (cc)’a karşı utanmayı terk etmiş, ona karşı cüretkârane davranmaktasınız. Öyleyse mümin kardeşinin öğütlerini dinle, ona karşı muhalefet etme. Çünkü o, senin kendi nefsinde göremediğin şeyleri, sende görür. Bundan dolayı, Hz. Peygamber (sav): 'Mümin, müminin aynasıdır' buyurmuştur. (Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, No: 2686)
Mümin, mümin kardeşi için yaptığı öğütlerinde samimidir. Ona gizli kalan konuları, iyi ile kötü arasında ayırt edemediği, lehine mi, aleyhine mi olduğunu bilmediği şeyleri ona açıklayandır.

Şeyh Abdulkadir Geylâni Hazretleri, Hicri 545 senesinde, Şevval ayının on ikinci günü, Çarşamba akşamı, medresede bu sohbeti yapmıştır:
Allah'a Kul Olmalı
Ey evladım! Nerede Allah'a kulluk? Gerçek kulluğa gel, tüm işlerin de Allah'ın himayesine tutun. Sen, efendisinden kaçan bir köle gibisin, O'na dön O'na boyun eğ, O'nun emrine sarılıp, yasaklarından kaçınarak, takdirine sabır göstererek O'na işlerinde muvafakat et. Bütün bunları tamamladığın zaman efendine karşı kulluğunu tam yapmış olursun. Artık Allah ﷻsana yeter. Allah ﷻşöyle buyurdu:
'Allah (c.c) kuluna kâfi değil mi?' (Zümer 39/36)

Selamün aleyküm ahir zamanın değerli irfan meclisi ihvanları, bugün Hakk azze ve celle’nin izniyle Hazreti Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in dönemindeki çocuk sahabeler ve onların hatıralarına değineceğiz.
Tabiî, böyle birçok sahabî var. Bunların başında daha çocuk yaşlarda îman eden Hazret-i Ali geliyor elbette. Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in amcazâdesi olan Hazret-i Ali, Efendimiz’in mübârek terbiyelerinde gönlünü irfanla doldurdu. İlmin kapısı oldu. Kıyâmete kadar devam edecek bir tasavvuf silsilesinin başlangıcını teşkil etti.
Kardeşi Cafer Tayyar’da, Peygamber muhabbetinin bambaşka bir misâli idi. Rasûlullah -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in kızı Fâtıma, ümmetin seyyidesi oldu. Daha küçük yaşlarda iken gösterdiği yüksek davranış ve mübârek babasını sahiplenişi dolayısıyla «babasının annesi» vasfını aldı. Oğlu Hazret-i Hasan, şerîflerin, Hazret-i Hüseyin’de seyyidlerin baş tâcı oldu.
Mus’ab bin Umeyr, müşrik âilesinin bütün servetini reddederek Allah Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in yanını tercih etti. İslâm yolunda fedâkârlığın ve başkalarını düşünmenin eşsiz bir numûnesi hâline geldi. Allah Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’e olan muhabbeti, onu bu uğurda can vermeye kadar götürdü.
Üsâme bin Zeyd, yirmi yaşlarında iken Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem- tarafından İslâm ordusunun kumandanı tayin edildi.
Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in dizi dibinde yetişen çocuklardan sayabileceğimiz daha pek çokları var, ancak bu anlattıklarımız birer misâl kabîlinden kâfîdir herhâlde…
