

KONU SADECE AÇLIK MI?
Allahu Teala hikmeti gereği bazı günler bazı günlerden, bazı ayları da diğer aylardan üstün kılmıştır. İnsanlar arasında üstünlük takva ile olduğu gibi mekanların, zamanların üstün kılınması da Allah’ın emri iledir. İşte bu üstün zaman diliminin başında da Ramazan ayı gelmektedir. Kur’an-ı Kerimde bu hakikat şöyle dile getirilmiştir:
“Orucun farz kılındığı ramazan ayı, insanlara hidâyet rehberi olup onlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayırıcı en açık delilleri ihtiva eden Kur’an’ın indirildiği aydır. İşte bu sebeple içinizden ramazan ayına erişen orucunu tutsun.” (Bakara,185.)
Görüldüğü üzere Ramazan ayının üstün olma sebeplerinden biri de Kur’an-ı Kerim’in indirilmesidir. Çünkü Kur’an alemlerin Rabbinden gelen bir öğüt, Resulünden bize aktarılan kıymetli bir mektuptur. Onunla ferahlarız, onunla doğru yolu buluruz. Rabbimizi ve dönüşümüzün kime olacağını bize Kur’an haber verir. Yaralı yüreğimize o merhem olur, isyandan ve günahtan kararan kalplerimizin devası ondadır. Bizim manevi doktorumuz, önderimiz, rehberimiz bizzat Kur’an’dır. O halde bu üstün ayda yapmamız gereken yegâne iş, tutmamız gereken en mühim yol Kur’an-ı Kerim’e hicrettir.

Rahman ve Rahim olan yüce Allah cc adıyla.
Hamd alemleri yoktan var eden Hazreti Allah cc ’a, salat ve selam resullerin en mükemmeli peygamberlerin en eftali Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa ( s.a.v.) ’e selam O’nun aline, ashabına, ahbabına, ve tüm Muhammedî davaya sevdalanmış ümmetine..
Pek aziz ve muhterem kardeşlerim,
Bu sohbetimizde Sultanımız Seyyid Abdulkadir Geylani (ks) efendimizin nasihatleriyle yolumuzu aydınlatacağız. Rabbimiz istifade edenlerden eylesin. Amin.

Takvim yaprakları ile birlikte ömür sermayemiz de hızla tükeniyor. Ne zaman yaşı hayli ilerlemiş bir büyüğümle sohbet etsem ne ara o yaşına geldiğin sorgularken buluyorum. Gençlik anıları, daha sanki dün evlendiği, ilk çocuğunun haberini aldığında duyduğu heyecan ve daha nice hatıralar gözünde canlanıveriyor. Sahi ya neydi bu ömür? Bir fısıltı gibi sessiz sedasız bitiyor. Gelenler gidiyor, gidenlerin yerine yenileri geliyor. Doğduğu mahallenin sokağında top oynayan bir çocuk, çarşıda işine dalmış bir esnaf, yavrusunu bağrına basan bir anne, evi için ter döken bir baba, Aktekke Camii avlusunda bir ikindi namazını bekleyen yaşlılar, Ahmet Yesevi camii avlusunda kaldırılmayı bekleyen cenazeler… Hepsi aynı gün aynı dakika içinde olsa aslında aynı kişinin yaşam öyküsü bunlar. Bekir Sıtkı ne güzel ifade etmiş:

Soru:
- Muhterem Efendim
İslam'da namazı terk etmenin hükmü nedir?
Kıymetli kardeşlerim;
Ulemanın ittifakı ile namaz,
Şu bir hakikattir ki;