
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Hamd alemleri yoktan var eden, yüce yaratıcımız Hazreti Allah cc ‘a Salat ve selam, O’nun habibi Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa aleyhissalâtu vesselâm’a Selam O’nun tertemiz ehli beytine, ashabına ahbabına, ve tüm ümmeti Muhammed’e..
Pek Aziz Muhterem Kardeşlerim,
Bir irfan meclisinde sizlerle tekraren beraber olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere bu imkânı lütfeden yüce Mevla’mıza sonsuz şükürler olsun. Bizleri bu meclisten hem dünyada, hem de ahirette ayırmasın. Bizleri, Kuran-ı Kerim’inde övdüğü ve beraber olmamızı emrettiği Salihlerin, Sıddıkların yolundan da ayırmasın, ayağımızı kaydırmasın. Âmin
Kıymetli kardeşlerim,
Dünya sultanlığını ebediyet sultanlığı ile değiştiren büyük veli Allah dostu. Taca, tahta tekmeyi atıp, Allah yolunda ve mana âleminde saltanat süren aşk eri, İbrahim Ethem (k.s.) hazretlerinin ziyaretine bazı kimseler geldiler ve şöyle sordular;
Ey aşk eri, Gönüller Sultanı; bizimle konuşsan bizimle oturup kalksan, senden bir şeyler öğrenip istifade etsek gönlümüz huzur bulsa olmaz mı?
İbrahim Ethem (k.s.) mübarek başını kaldırdı ve şöyle dedi;

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Hazreti Allah cc’a, Salat ve selam olsun O’nun Habibi Efendiler Efendisi Hazreti Muhammed Mustafa –sallâllâhu aleyhi ve sellem–’e, Selam olsun onun temiz ehli beytine, tüm ashabına ve onun çağrısına kıyamete kadar uyan ve uyacak olan tüm ümmeti Muhammed’e.
Pek aziz ve muhterem kardeşlerim,
Yine bir Cuma sohbetinde sizlerle beraberiz. Bu birlikteliği bizlere lütfeden Yüce Mevla’mıza sonsuz Şükürler olsun. Bu haftaki dersimizde evliyanın büyüklerinden olan Belh hükümdarı İbrahim bin Ethem (k.s.) Hazretlerinin altı nasihatinden bahsedeceğim.
Kardeşlerim;
Sultanımız Seyyid Abdulkadir Geylani (k.s.) Hazretleri, Hucurat suresinin tefsirinde Allah’ın veli kullarının, bizlerin Allah’a vasıl olmada yolumuzu aydınlatan birer tevhid meşaleleri olduğunu ve onların hayatları boyunca hep insanları edeple terbiye ettiğini ve dahi ümmetin hidayeti için çalıştıklarını aktarıyor. Biz de dersimizde bu büyük zatın, yarın mahşer meydanında gözüne takılır mıyız ümidi ile hem kendimiz, hem de ehli irfanın himmet ve bereketine vesile olsun diye, İbrahim Ethem (k.s.) Hazretlerinin bu altı öğüdünü sizlerle paylaşmayı arzu ettik. Rabbim tesirini ziyade eylesin..

Sual:Arefe gününü nasıl değerlendirmeli?
CEVAP
Arefe günü sabah namazından, bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, 23 farz namazın bitiminde selam verince, teşrik tekbiri okumak vacibdir. Bir kere, (Allahü ekber, Allahü ekber, lâ ilâhe illallahü, vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) denir. Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra okumak gerekmez. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Bu tekbir getirilen günler, Arefe, bayram ve eyyâm-ı teşrik denilen üç gündür, hepsi beş gün ediyor. İlk güne Arefe, ikinci güne bayram, Zilhiccenin 11., 12. ve 13. günü olan diğer üç güne de, eyyâm-ı teşrik [teşrik günleri] deniyor.
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevabdır. Ama dokuzuncu yani Arefe günü daha çok sevabdır. Birkaç hadis-i şerif:
(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sur’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevab yazılır.) [R. Nasıhin]


Rahman ve Rahim olan Yüce Allah’ın adıyla,
Hamd, alemleri yoktan var eden, Hazreti Allah cc, Salat ve selam, O’nun Habibi Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa sallâllâhu aleyhi ve selleme, Selam O’nun temiz pak ehli beytine ashabına ve tüm ümmetine.
Pek aziz ve muhterem kardeşlerim,
Bir yaz mevsimini daha geride bıraktık. Camilerimiz çocuk cıvıltılarıyla âdete cennet bahçesine döndü. Onları öyle gördükçe geleceğimize dair ümitlerimiz, gönül âlemimizi neşeye boğdu. Bu manzara yıllardır hasretini özlemini çektiğimiz bir olaydı. Camilerimiz, bu manada yıllardır çocuk sesine hasretti, bu konuda başta devlet yetkililerimiz olmak üzere tüm diyanet camiamızı ve emeği geçen tüm kardeşlerimi canı gönülden tebrik ediyor, Allah onlardan ebeden razı olsun diyorum.
Aziz kardeşlerim;
Camilerimizin neşesi olan bu yavrularımızı her zaman camide görmek arzumuzdur. Fakat zaman zaman üzülerek görmekteyim ki bu yavruların camilerimizde ki bazı muhteremler tarafından hırpalandığı, kalplerinin kırılarak camilerimizden uzaklaştırıldığını görmekteyiz. Bu hadiseler geleceğe dair umutlarımızı, hayallerimizi tarumar etmektedir.
Oysa bizim önderimiz, Sultanı Kibriya’mız sallâllâhu aleyhi ve sellem,bize bu konuda en büyük dersi veriyor. Gelin beraberce bakalım Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellemin döneminde camide ses çıkaran, tabiri caiz ise yaramazlık yapan çocuklara Hazreti peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellemEfendimiz ve ashabı kiram hazretı râdıyallahu ânhnasıl davranmışlar: