Rahman ve Rahim olan yüce Allah’ın adıyla
Pek aziz muhterem kardeşlerim,
İçerisinde yaşadığımız bu asırda insanların tezkiye ve terbiye veya başka bir ifade ile ihsan yolu, kurtuluş yolu, arınma, temizlenme, pak olma ,süzülme yolu olan manevi yolda yürürken, bu manevi yolun mürşidi kâmilinden beklentileri, değer ölçüleri değişmiş gibi görünmektedir. Yani insanlar bir tarikata arınmak için manevi kirlerinden temizlenmek için kalbi hastalıklarından kurtulmak için ihsan makamına yükselip Allah’ın sevdiği bir kul olabilmek için değil, keşfi keramet görmek için gelmektedir. Gerçek tasavvufta ise ölçü, istikamettir yani, bir mürşidi kâmilin kuran ve sünnete ne kadar bağlıdır, yaşantısı ile kuran ve sünnete ne kadar örnek oluyor, buna bakılmalıdır.
Bu konuda sultanımız Gavsul azam Seyyid Abdulkadir Geylani (k.s.) Hazretlerinin şu tespiti çok mühim ve önemlidir;
Kıymetli kardeşlerim,
Dinimizde kolaylık adı altında çarpıtılan hususlardan bir kısmı da nişan, nikâh gibi evliliğe ait meselelerdir. İnsanlar “İslam kolaylık dinidir” adı altında dini kullanmakta ve şeytana büyük oranda kapı aralayabilmekteler. Bu da yanlış aile ilişkilerine sebebiyet verebilmekte, bekâr olduğunu zanneden evliler ortaya çıkmakta ve insanlar haberi olmadan zinaya bulaşabilmektedirler.
Bu meselede ele almamın gereken iki konu var aslında. Birincisi;
- Nişanlıyken görüşmenin ölçüleri nelerdir?
Bu konuda kısaca bilinmesi gereken şudur ki; nişanın dini anlamda bir bağlayıcılığı yoktur. Yani nişandan önce yakınlaşmak, el ele tutuşmak, üçüncü bir kişi olmaksızın yalnız kalmak, ilişkiye girmek vs. nasıl haram idiyse, yine onlar nişanda da haramdır. Peygamberimizin ikazı açıktır: "Kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın. Çünkü bu takdirde üçüncüleri şeytandır. 1
Bismillahirrahmanirrahim
Allah’ın selamı hidayete tabi olanların üzerine olsun.
Pek aziz muhterem kardeşlerim,
Allah cc bize her şeyi inceden inceye bildirmiştir. Bize düşen vazife Rabbimize nasıl yakın olurum, O’nun rızasına nasıl ulaşırım, diye çaba harcamak, bu uğurda mücadele vermektir. Fakat bunu yaparken de ilk önce şu ilkeye dikkat etmelidir. Nedir bu ilke? İlk önce nefsini tanımak, onun zaaflarını, onun hile ve tuzaklarını çok iyi bilmek, onun bize nereden ve ne zaman saldıracağının idrakinde olmak. Eğer düşmanı tanıyamaz isen, ona göre tedbir almaz, bu mücadelede yenilir mağlup olursun.
Bu konuda Emir ’al Müminin Hazreti Ali (r.a.) şu sözüyle bize rehber oluyor;
Bismillahirrahmanirrahim
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
Sultanımız Gavsul Azam Seyyid Abdulkadir Geylani (k.s.) bir sohbetinde şöyle buyurdular;
Şayet Allah Teâlâ cennet ve cehennemi yaratmamış olsaydı bile; yine de o ‘kendisinden korkulmaya ve umulmaya en layık olan olurdu. O’nun rızasını isteyerek O’na itaat edin. O’na itaat ederken üzerinizde ki nimetini ya da azabını düşünmeyin. O’na itaat, emirlerini yapmak yasaklarından kaçınmak ve taktiratına sabretmekle olur.
O’na tövbe edin. O’nun huzurunda ağlayın, baş ve gönül gözyaşlarınızı akıtarak O’nun karşısında boyun bükün. Ağlamak bir ibadettir. Ağlamak o’nun karşısında boyun eğmenin en belirgin ifade biçimidir.
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
Muhterem kardeşlerim,
Geçen hafta başladığımız, ramazana özel, Huzurdan Yansımalar konu sohbetimizle tekrar sizler beraberiz. Sizler için Üstadımıza (k.s.) oruç ilgili suallerimizi sorduk ve cevaplarını sizlerle paylaşıyoruz. Yüce Mevla’m cümlemizi istifade edenlerden eylesin. Amin!..
İrfan Meclisi
Sual:
Muhterem Efendim; Bir mümin oruçlu iken gıybet etse orucu bozulur mu?
Cevap:
Hizmetkâr Hoca Efendi (k.s.)
Sevgili kardeşlerim İmamı Azam Hazretlerine göre, oruçlu iken gıybet etmek, yalan konuşmak, kovuculuk yapmak orucu bozmaz.